24 Kasım 2012 Cumartesi

Takım Ruhu 1 EURO 0


Bu yazıda genel tarzımın dışına çıkıp işin teknik yanını yorumlamaktan ziyade,
Beşiktaş'ın ruhsal değişikliğine vurgu yapacağım. Çünkü Beşiktaş'ta sadece
forma altındaki bedenler değişmedi ! Geçen sene Beşiktaş takımı içinde aile
ortamı olmayan lüks bir ev gibiydi. İhtişamlı, büyük, konforlu ama soğuk.
Şimdi ise Beşiktaş küçük ama sıcacık bir evde aile ortamını yakaladı. Fikret Orman
küçülme dediği zaman doğru şekilde anlaşılamadı, halbuki bazen daha ileri atlamanız için
bir iki adım gerilmeniz lazım. İşte Beşiktaş Başkanının küçülmekten kasıtı buydu.
Öyle veya böyle Beşiktaş daha ileri kendini atmak için gerilirken bile maç fazlası ile bile olsa zirveyi kısıtlı kadrosuyla gördü.
Belki Beşiktaş haftalar ilerledikçe zirveden kopacak, belki UEFA'ya zor gidecek, belki de kim bilir şampiyon olacak. Ama şöyle bir gerçek var ki geçen sezon burnu kırılıp altı pas içinde yatan İbrahim Toraman yalnız kalmayacak, henüz sakalları bile çıkmamış 21 yaşındaki Necip Uysal Beşiktaş'ın kaptanı olmaya devam edecek.

Bazı fotoğraflar çok şey anlatır.



Bazı olaylar çok şey anlatır.

Samet Aybaba:  “İsmail bizim evladımız, biz Beşiktaş ailesiyiz. Arkadaşlarının ona duyduğu sevgiyi görüyorsunuz. Hastaneye gittik. 
Ersan dedi ki; 'İsmail ne kadar şanslısın, ben 1 yıl önce sakatlandım buraya geldim, yanımda kimse yoktu'. 
Biz bir aile, bir takım ortamı istiyoruz. Böyle birliktelikler de bizi mutlu ediyor”

22 Ekim 2012 Pazartesi

Fabian Ernst Oley Oley Oley


Konu yeni transferler, kahramanlar ve bir defansif orta saha olarak neden Ernst'in Beşiktaş takımında bu kadar çok sevildiğidir.

Onun cevabı:  "Beşiktaş taraftarlarının çoğunluğu işçi sınıfından geliyor ve sahada doksan dakika boyunca koşan, emek veren oyuncuları kendilerine haliyle daha yakın görüp başka seviyorlar. Bu belki benim sevilmeme bir açıklamadır."

Kaynak: 11Freunde



22 Eylül 2012 Cumartesi

Devrim Diyen Beşiktaş

İBB maçını saymazsak, Beşiktaş ilk ciddi sınavından geçti Antep deplasmanında. Ligimizde büyük ve küçük takımlar arasında artık eskisi kadar büyük uçurumlar yok, artık her Anadolu takımı evinde 3 puan için oynuyor, büyük takımları Anadolu takımlarından ayıran tek özellik kalite ayaklardır. Beşiktaş geçen sene bunun bolluğundan zarar görürken, bu sene ise bu ayağın tek bir oyuncuya düşmesinden dolayı sıkıntı yaşıyor. Beşiktaş'ı rakiplerinden ayıran tek özellik ''Koşan bir Beşiktaş, basan bir Beşiktaş'' olmamalı, çünkü bugün Antep, Sivas, Kayseri deplasmanlarında en az sizin kadar koşan bir rakip, basan bir rakip olacak.

Beşiktaş'ın verdiği mücadele beni geçen sene o ruhsuz takımı izledikten sonra gerçekten heyecanlandırıyor ve mutlu ediyor, ancak gideceğimiz o zorlu deplasmanları düşündükçe tırnaklarımı kemiriyor stres yapıyorum... Samet hoca ne yapıp etmeli Beşiktaş'ı tamamen Fernandes'in performansına mahkum etmemeli. Oyun içinde Fernandes ile pas kanalı oluşturabilecek tek kişi var o da Olcay Şahan, zaman zaman Almeida buna eşlik ediyor nokta santrafor olarak. Necip ve Veli düz oyuncular, Beşiktaş'ın ciğerleri bu ikili lakin büyük takım daha çok topla oynayan taraftır ve toplu oyunda ise bu iki oyuncu etliye sütlüye bulaşmaz ve kafadan iki kişi takımı hücumda yalnız bırakır. Oysa günümüzün büyük takımlarında belirli bir seviye bile olsa ön liberoların hücuma destek vermeleri, zaman zaman ince işler yapmaları istenir ama malesef Necip bu konuda vasat ötesi, Veli ise yetersiz. Bugün Necip yerine herkesin nefret ettiği bir Emre Belözoğlu'nu BJK orta sahasına koysanız sanırım Samet hoca sevinçten çiftetelli oynardı. Ancak şartlarımız bunlar ve Necip sabredilmeyi hak ediyor. Oğuzhan Özyakup bu kısırlığı çözebilecek ve geriden gelip hücuma yardımcı olabilecek tek oyuncumuz. Hocanın bazı maçlarda Veli - Necip ikilisinden birini çıkartıp, Oğuzhan'ı oyuna olarak Fernandes'i rahatlatmasını bekliyorum ve bunun zamanıda geldi. 

Aslında başka bir yol daha var Beşiktaş'ı oyunda yalnızca Fernandes'e mahkum kılmayan, gerçi o yol yol değil ancak Ricardo Quaresma'nın sahada olması, Beşiktaş'a hücumda yaratıcılık katacağı inkar edilmez bir gerçek. Bu takım onu içerdeki maçlarda değil belki ama deplasmanlarda arar. Ama işin teknik boyutu dışında gelişen bazı nedenler, hesaplar var. Quaresma'nın takım içinde istenmeyen adam olduğu gerçeği var birde, bu yüzden bu konuda yönetimin alacağı karara saygı duyarım ancak bütün yük Fernandes'e binme sorunu çözülmezse bu iş bir yere kadar gider.



16 Ağustos 2012 Perşembe

Türk Futbolunun Kurtuluş Reçetesi


  • Amatörlerin söz sahibi olduğu bir duruma doğru gidiliyor

  • Kirli suyu temizlemezsek,bu kirli sudan biz de payımızı alırız

  • Sokakta konuşulanları bugün kapatabilirsiniz ama yarın karşınıza yeniden çıkar

  • Sermayemiz paramız değil, itibarımızdır. Bunu kaybetmeyelim. Futbol için para araç olmalı, amaç olmamalı

  • Neyin yanlış olduğunu ortaya koyalım. Kimin yanlış yaptığı benim için önemli değil.

  • Spor sevgisi insan sevgisi kulüp sevgisi ülke sevgisi ön planda olmalı bunları kaybetmeye gidiyoruz

  • Hepimizin modern bir ekol oluşturmamız gerekiyor bunun için hiç bir gayret yok

  • Teknoloji gelişti,tesisler iyi,malzeme iyi,iletişim var,müthiş bir para girdisi var futbola ilgi arttı ama kısıtlı imkanlarda yapılan futbolcu üretimi başarıları bugün arıyoruz,o zaman biraz kendimizi sorgulayalım

  • Önce TFF, sonra kulüpler sonra da kişiler gelmeli ama biz hep tersini yapıyoruz.

  • TFF para kazanan bir kuruluş değildir. Futbol eğitimine önem veren kurum, futbolu geliştiren kurum olmalıdır.

  • Kaynaklar arttı ama iyi kullanılmıyor,bugün bu bizim içinde geçerli,geçen seneki oyuncumuz 1 alırken bugün 3 alıyor futbol daha iyi olmuyor. Para ile oyuncu geliştiremiyorsunuz çalıştırmayla anlayışla geliştiriyorsunuz

  • Sistemli planlı çalışmayı 2.plana ittik

  • TFF UEFA ve Fifa'ya örnek tekiller öğretmemiz gerekiyor ama şu an tam tersine yaparak ülkenin itibarını zedeliyoruz

  • Şike,şiddet,alt yapı,süper lig,hakemler,hocalar,yöneticiler,oyuncular,medya,seyirci gözden geçirilmeli yeniden yapılanmalı

  • Hiç başımızda bir fikir üretecek durum yapmıyoruz sadece o günkü çıkarımıza dönük hareketler yapıyoruz

  • Futbol basit ve güzel bir oyundur ama zorlaştırıyoruz

  • Hukukun gücü değil, gücün hukuku var.

''Eskiden açlar oynar toklar seyrederdi,şimdi toklar oynuyor açlar seyrediyor'' Şenol Güneş

25 Haziran 2012 Pazartesi

Jose Mourinho...

                        Teknik Direktörlük kariyerinin henüz başında olan Jose Mourinho



                         Dünyanın en iyi hocası olarak gösterilen Jose Mourinho  


Porto Portekiz 23 Ocak 2002 26 Mayıs 2004




2 Lig şampiyonluğu, Kupa şampiyonluğu, Süper Kupa, UEFA Kupası, UEFA Şampiyonlar Ligi
Chelsea İngiltere 2 Haziran 2004 20 Eylül 2007




2 Lig şampiyonluğu, Kupa şampiyonluğu, Süper Kupa, 2 Lig Kupası
Internazionale İtalya 2 Haziran 2008 28 Mayıs 2010




2 Lig şampiyonluğu, Kupa şampiyonluğu, Süper Kupa, UEFA Şampiyonlar Ligi
Real Madrid İspanya 31 Mayıs 2010





1 Lig Şampiyonluğu, Kupa şampiyonluğu 
































Peki ya başarıdan başarıya koşarken,ömürden bu kadar hızlı şekilde harcamaya değer mi ?












"Futbol bir ölüm-kalım meselesi değildir. ondan çok daha önemlidir..." Bill Shankly

13 Haziran 2012 Çarşamba

Devrim Başka Bahara Hoş Geldin Koca Mustafa

Böyledir işte Beşiktaş,tarihinin en pahalı takımını Havutçu,Carlos
gibi basiretsiz hocalara teslim eder,
geleceğin kadrosunu kuracağız der Denizli gelir.
İsyanım Denizli'ye değil işleyen sisteme,eski ve yeni yönetime.
Fikret Orman,Altınsay'ı ikna etmek için uzun süre uğraştı
ve başarılı oldu.Altınsay tam yetkiyle futbolun başına geçti
ve arama tarama yapmaya başladı.Peki hedef neydi ? Geleceğe yönelik bir
takım kurmak ve uzun süreli çalışılacak bir hoca. Bu işin baş sorumlusu
kimdi ? göreve gelen Altınsay

Plan uygulanmaya başladı ve genç yetenekler'in bazıları ile görüşüldü
Berat,Emre Güral,Berkay Samancı,Oğuzhan Özyakup gibi.Bazıları oldu bazıları
olmadı.Hoca konusu ise sürekli sıkıntıya girdi ve en sonunda
Altınsay'ı istifa ettirdiler ! Etti demiyorum,ettirildi.
Bir plan için gelmişti Altınsay ve Fikret Orman ve bazı yöneticiler
bu plan işlerken yarı yoldan döndüğü için Altınsay'ın kalması
artık kendisi için anlamsızdı.

Beşiktaş içinde bulunduğu krizi en iyi yönetecek
ve takım olmasını sağlayacak adamı getirmiştir ancak devrim başka bahara kalmıştır.
Kimse Mustafa Denizli kötü hoca diyemez,ancak Beşiktaş'ın yeniden yapılanması için aradığı hoca değildi.
Beşiktaş,Altınsay ve istediği hoca adaylarından biri ile (Ralf Rangnick,Van Gaal vs..) bu ülkede
bir devrim yapacaktı ama bu devrim ülkemizi ve Beşiktaş'ı teğet geçti.
Son sözüm ise Mustafa Denizli ile Beşiktaş bakarsınız sezon sonu şampiyon olur hiç belli olmaz,ancak Mustafa Denizli
ile seneler boyu sürecek bir futbol sisteminiz olmaz...



28 Mayıs 2012 Pazartesi

Hedefine Hoş Geldin Emre Güral

Emre Güral futbola ilk olarak Eintracht Frankfurt altyapısında başladı.
Daha sonra Greuther Fürth alt yapısında devam etti.
Henüz yeni başlayan kariyerinde en önemli atılımını Elversberg’e transfer
olarak yaptı.Kısa zamanda takımın vazgeçilmezi olan Emre adını 14 Ağustos 2010
tarihinde Hannover 98′e karşı oynanan Almanya Kupası karşılaşmasında duyurdu. 

Gösterdiği performansla Hannover 98'in elenmesinde önemli rol oynadı. 
2011-12 sezonun başında Bucaspor’a transfer oldu ve 16 maçta 8 gol kaydetti.
Şu an ise A2 Milli Takımda bulunan Emre,hala devam eden Toulon Turnuvası'nda
çıktığı 3 maçta 3 gol atma başarısı gösterdi.




 

13 Ocak 2012 bucasporfan.com sitesiyle yaptığı röportajda Süper Lig’de en çok formasını giymek istediği takım'ın Beşiktaş olduğunu belirten Emre,Türkiye'de en beğendiği forvetin Burak Yılmaz,karşılıklı oynarken en zorlanacağı savunma oyuncusununda
Serdar Aziz olduğunu belirtmiş... 

Sol ayağını iyi kullanan Emre,en çok şutları ve tekniğine güvendiğini,zayıf tarafının sağ ayağı
olduğunu ve geliştirmesi gerektiğini itiraf ediyor.


Fiziği gayet iyi olan ve henüz yaşı 23 olup önü açık alan Emre'nin,yeniden yapılanan Beşiktaş için uygun ve umut verici bir transfer olduğunu belirtip,yeni başlayan Beşiktaş kariyerinde başarılar dilerim...