18 Ocak 2012 Çarşamba

El Clasico Öncesi

Madrid Tarafı

Bir tarafta dünyanın en iyi futbolunu oynayan takım.
Diğer tarafta dünyanın en iyi hocalarından birine sahip olan ve günden güne gelişen bir takım.
Bu maç öncesi Madrid için aslında işler pek iyi değil,Ronaldo'nun kendi taraftarından
tepki alması ve Cristiano'nun attığı gole bile sevinmeyip tavır koyması,
Mourinho'nun dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen oyuncusunu
savunma durumunda kalması.Di Maria'nın sakatlıktan yeni çıkması, Pepe'nin oynayıp oynamayacağında
maç günü gelmesine rağmen hala belirsizliklerle dolu olması...
Evet görüldüğü gibi Madrid'in durumu fazlasıyla olumsuz yönden karışık.
Üstüne yetmezmiş gibi Mourinho'nun temkinli konuşması ve ''Barçayı durduracak bir formul
buldunuzmu'' sorusuna ''hayır'' diye beklenmiyen bir cevap vermesi ve kupa maçının pek bir önemi
yok havasını vermesi, sanki olası bir yenilginin acısını olumsuz yönlerini hafifletme
çabasında olduğu izlenimi yaratıyor.

Barça Tarafı

Barça ise bildiğimiz Barça, tıkır tıkır işleyen bir mekanizma..
Ne bir huzursuzluk, ne bir sıkıntı var, takım içindeki arkadaşlık yine üst düzeyde.
Madrid'e göre birbirlerini uzun zaman tanıyan ve çok daha uzun zaman birlikte oynamış
oyuncuların oluşturduğu bir ekipte takım içindeki arkaşlığın, uyumun üst düzeyde olması doğal.
Şahsi düşüncem ibre yine Madrid'deki olumsuzluklar yüzünden Barça'ya yakın, ama her zaman
derbilerde kendi sahasında oynayan takım %51 daha avantajlı olur.

Saha İçi

Saha içini konuşacak olursak eğer Mourinho'nun takımı başlangıçtakı o pas yaptırmayan,
Barcelona gibi bir takımın oyuncularını bile elini ayağına dolaştıran presi
daha uzun süreye ekonomik olarak yayarsa şansı daha artar. Son El Clasico'da 
Madrid yine ilk başlarda inanılmaz bir press yapıp golü bulmuştu, ama böyle şiddetli
baskıyı uzun süre yapamazsınız bir süre sonra fizik olarak düşersiniz, işte bunu yaşamamak
için Madrid ekibi bu pressleri ekonomik olarak bütün oyuna yayarsa ve yine sert oynarsa
dediğim gibi şansı artar. Bu maçın sonucu Barça'nın değil Madrid'in nasıl oynadığı belirler.
Barcelona bildiğimiz oynunu oynayacak önemli olan Madrid buna nasıl bir karşılık verecek ?
sonuç olarak ne olursa olsun güzel bir maç izleyecez, işte futbol bu diyeceğiz!

Maç Sonrası

Eğer Madrid kazanırsa inanç yakalar, ümitleri artar bu da daha çok motivasyon daha çok istek demek.
Eğer Barcelona kazanırsa Madrid için ağır hasarlara yol açar, bıkkınlık, ümitsizlik, moral bozukluğu gibi
ve bu etkenleri Mourinho ne kadar engellemeye çalışırsa çalışsın lige yansır.
Barcelona kazanırsa turuda kazanır.



16 Ocak 2012 Pazartesi

Haftanın Fotoğrafı



Herkes efsanenin geri dönüşünü konuşuyor, sadece Arsenal taraftarı değil bütün dünya ! İşte şanı bu kadar yayılmış kıtadan kıtaya konuşulan bir golcü o.Peki onu efsane yapan ne ? Aldığı ödüller saymakla bitmez, bir kere Arsenal kulüp tarihinin 226 gol ile en fazla gol atan oyuncusu. 98 tane asist ise sadece gol atan bir forvet olmadığının kanıtı.Sadece Arsenal ile kalsa iyi Fransa Milli Takımı'nın da en çok gol atan oyuncusu !
Evet 35 yaşına merdiven dayamış eski formundan çok uzak ama bir fırsat doğdu ve senelerdir hocası olan Wenger onu kısa bir süre olsa bile tekrar çağırdı..Ve henüz ilk maçında 0-0 giden karşılaşmada 68.dakikada oyuna girdi 78.dakikada golünü attı ! Düşünebiliyormusunuz tuttuğunuz takımın efsane ismi tekrar sizin formanız altında ! Bu insanı zaten heyecanlandırmaya yeter ama Henry için yetmiyor birde gole doymayan Henry tekrar gol atıyor.
İşte bu fotoğraf o maçta Henry sahaya girip golü atmadan biraz önce çekiliyor... Sakin ve sessiz bir şekilde başını dayayarak düşünüyor gibi, fırtına öncesi sessizlik gibi... Az sonra bir tarih yazıcağını bilmeyen bir futbol düşünürü gibi.

14 Ocak 2012 Cumartesi

Değişen Beşiktaş Taraftarı

Beşiktaş taraftarı denildiğinde tarifi olmayan bir düşünce oluşuyor insanda..
Hani yozlaşan bir kültürün son kalıntıları olan büyüklerimiz dedelerimiz vardır ya;
Beşiktaş taraftarı da buna benzer bir durumda.
Tribünlerin dedesidir beşiktaş taraftarı. Neden mi? Çünkü endüstriyelleşen futbola
karşı tek ayakta kalabilen bir kitledir.
Dünyanın sistemi değişiyor artık. Duygular değil,ekonomik çıkarlar ağır basıyor.
Kulüpler kendilerini destekleyen taraftarlardan sadece bağırmak,stadı doldurmak
istemiyor. Onlardan para kazanmak istiyor. Bunun için her yolu deniyorlar.
Yanlış mı? Hayır. Doğru ama taraftarını sadece ''müşteri'' olarak görmesi büyük yanlış.
İşte beşiktaş taraftarı buna tepkili. Çünkü armasının peşinden koştuğu evinde
televizyondan izlemek varken yağmur, kar, kış dinlemeden stadına gidip destek verdiği
şehir dışına kilometreleri devirip, gelip izlediği takımınının yönetenleri onu sadece
müşteri olarak görmesi,o taraftarı enayi yerine koyması demektir.

DURUŞ ?

Mahallenin asi çocuklarının oluşturduğu tribündür Beşiktaş tribünü !
Ama olayın asıl can alıcı noktasına geliyoruz şimdi: Malesef bu asi haksızlık karşısında baş kaldıran,
şerefli Beşiktaşlılık duruşunu serserilik,piçlik zanneden bir nesil çıkıyor ortaya.
Olayı genel Beşiktaş taraftarına maal etmiyorum ama İnönüye gittiğinizde yolda görseniz
serserinin teki diyeceğiniz adamlar,inönü stadında fazlasıyla var ve bunlar asıl beşiktaş taraftarının
imajını zedeleyen ve gelecekteki Beşiktaş taraftarının profilini olumsuz yönde değiştireceklerdir.
Birilerinin maşası olup,kullanılacak piyonlar olucaklardır ki oluyorlar da.

NEDEN ?

En ufak bir olaya karşı tepki gösteren,muhalif duruş sergileyenler 58.madde değiştirilmesi gündemdeyken neredeler ?
Neden şike yapanın cezası hafifletilmeye çalışırken bu muhalif grup susar, neden kış uykusuna yatar ?
Neden yayıncı kuruluş taraftardan çıkan sesi kıstığında ''sesi kıssana sesi kıssana ibne lig tv sesi kıssana'' diye bağıranlar,
desteklediği takım hakkında karşı tarafa istipahrat veren yayıncı kuruluş adamına karşı en ufak bir ses çıkarmazlar?
Kızdığınız yıldırım Demirören'den ne farkınız kalır susarsanız ?

11 Ocak 2012 Çarşamba

" Didier Drogba Marsilya'nın efsanevi Velodrome'unda oynanan bir Şampiyonlar Ligi maçının 5. dakikasında hayatıma girdi . 11 numaralı formayı giyen o dev adam topu filelerle buluşturduğunda yerime nerdeyse oturamadım . Onun bu golü hayatında attığı son gol gibi kutladığını hatırlıyorum . Tüm stad delirmişti ve gürültü kulakları sağır ediyordu . Devre arasında onu tünelde buldum ve dedim ki :

-Seni alacak param yok , fakat Fildişi Sahillerinde senin gibi oynayan hiç kuzenin var mı ?

O stresli eleme maçının ortasında kahkaha attı, bana sarıldı ve dedi ki :

-Bir gün beni satın alabilecek bir kulüpte olacaksın .

6 ay sonra Chelsea'ye imzayı attım . Herkesin anlaşmak isteyeceği ve içinde olmayı arzuladığı büyük bir kulüple anlaşmıştım . Önümde bir çok seçenek vardı . Fakat ben gelir gelmez dedim ki :

-Didier Drogba'yı istiyorum !

Bir kaç yönetici şüpheyle bana yaklaştı ve sordu . Niçin şunlar şunlar değil de bu ?Onun buraya uyum sağlayabileceğine emin misin ? O yeterince iyi mi ?
Sonra tekrar dedim ki :

-Ben Didier Drogba'yı istiyorum !

Bir kaç gün geçti . Drogba ile Londra'daki özel bir havaalanında bir araya geldim . Yeniden bana sarıldı , fakat bu sefer unutulmaz bir şekilde .Bana dedi ki:

-Teşekkür ederim .Senin için savaşacağım . Pişman olmayacaksın . Ömrüm boyunca sana sadık kalacağım.

Ve yaptı da..."



Jose Mourinho'nun Didier Drogba'nın otobiyografisi için yazdığı önsözden bir kaç bukle...

29 Aralık 2011 Perşembe

Kısa Kısa Oyuncuların İlk Yarı Değerlendirmeleri

RÜŞTÜ REÇBER: Çok kritik kurtarışlar yaptı yine 40 yaşına kadar oynamalı takımda olması yeter tecrübesi ile örnek kişiliği ile..


CENK: Kendine çok fazla güveniyor diye eleştriliyor ama bir kaleci için çok önemli özelliklerden biridir kendine güven. Ve çok şanslı Rüştü gibi bir efsane onu yetiştiriyor..


EGEMEN: Beşiktaş ve Süper Lig'in en iyi performansını gösteren oyuncu. 1469 dakika ile
en çok sahada kalan herkese adından söz ettiren Beşiktaş'ın başarısında en büyük rol oynayan
Egemen'dir.


SİVOK: Egemen ile iyi bir ikili oldular ve 3 golü var toplam, bir stoper için hiç fena sayılmaz... Ayrıca sözleşmesi uzatılmalı !


SİDNEİ: 2 önemli özelliği var hava hakimiyeti ve topu oyuna çok iyi sokuşu. Brezilya'lı işte stoper bile olsa ayağına hakim oluyor ama velakin aklı burada değil Braga'da. Dönmek istediğini kendiside dile getirdi büyük ihtimal sezon sonu yollar ayrılır.


İSMAİL: Hala kendini geliştirmesi lazım eskiye göre daha diri bunda Koch'un etkisi var. Eğer sakatlanırsa Beşiktaş için sıkıntı olur.Alternatifi var Tanju deniliyor ama daha Tanju 90 dakika sahada bile görmeden sıkıntı olmaz Tanju var demek yanlış.


EKREM DAĞ: Bizi kızdırsa bile hırslı ve çok çalışkan bir oyuncu ve birden fazla bölgede elinden geldiğince oynamaya çalışıyor..


ROBERTO HİLBERT: Bek oyuncusu değildi Beşiktaş'ta tamamen bek oyuncusu oldu hırslı hızlı kemik gibi
90.dakika olmasına rağmen bindirme yapabilen bir oyuncu yine taraftardan tam not aldı.


İBRAHİM TORAMAN:Stoper bölgesinde formayı bir türlü alamadı, Carvarhal onun defansif özelliğini ön liberoda kullanıyor.İyi bir yerli alternatif olduğunu gerek stoper gerek sağ bek ve ön libero için kendiside artık biliyor.


TANJU KAYHAN: Daha önceki maçlarını izlemedim buraya geldiğinden beride pek şans bulamadı yorum yapmak güç.


NECİP UYSAL: Şok pressleri rakibi bunaltması genç olduğu için enerjik olması dışında hala yerinde sayıyor çok geliştirmesi lazım kendini çok...


AURELİO:İlerleyen yaşına rağmen hala iyi oynuyor ve güven veriyor uzun bir sakatlık dönemi yaşıyor yaşıda ilerledi hoca kararını vericek Aurelio için


FABİAN ERNST: Eskisi gibi değil tabi ama hala iyi hala profesyonel sessiz sedasız işini yapıyor idman günleri olmadığı günler bile onu bebek sahilinde koşu yaparken görebilirsiniz... Oyunda nasıl Fernandes pas dağıtımı yapıyorsa Ernst ise kesici görevini üstleniyor


VELİ KAVLAK:Onun Türkiye'de futbolu öğrenmediğini kaleyi gördüğü yerden şansını denemesinden anlıyabilirsiniz, üstelik iki ayağı ile şut çıkartabiliyor. Çok koşuyor defansif olarak işini iyi yapıyor ama hücum olarak istenilen düzeyde değil yinede.


MANUEL FERNANDES: Ne denir ki bu adama !? Bu lige fazla bir oyuncu burada durmayı hak etmeyen bir oyuncu, tanrının ona verdiği üst düzey fizik ve yeteneğine ziyan eden bir oyuncu ! %50 ile oynamasına rağmen herkesi büyülüyor takımın en önemli parçalarından biri özellikle müthiş kullandığı duran toplar sayesinde kornerler ceza sahası yakınından alınan fauller bir penaltı tehlikesi yaratıyor.


GUTİ: Beşiktaş'ta bu sezonun ilk yarısının kuşkusuz en kötü ismi sadece 70 dakika sahada yer bulabildi, daha sonra yollar ayrıldı,keşke böyle olmasaydı diyor insan...


RİCARDO QUARESMA: Hiç kuşku yok ki dünya çapında bir yetenek. Gol atamıyor skora etki edemiyor diye eleştirilen Q7 bu sene hem atıyor hem attırıyor ! Beşiktaş o varken hücumda çok daha etkili.


SİMAO SABROSA: Bu sezon istenilen düzeye gelemedi bir türlü burada oynanılan futbol ona sert ve ters geliyor.Yinede profesyonel ve takımın saygı gören dünya çapındaki bir büyüğü...


HOLOSKO:İstekli hemde çok istekli fizik olarak gayet iyi durumda lakin olmuyor.. Beşiktaş gibi büyük takımlara karşı kapanan Anadolu takımlarına etkisiz oluyor çünkü boş alan futbolcusu.


BURAK KAPLAN: Evet en çok merak ettiğim oyunculardan Alman alt yapısı ile yetişmiş yetenekleri olan birisi ama daha tam anlamıyla şans bulamadı burada.O şansı bulunca nasıl değerlendirecek ? İşte bu yüzden merakla bekliyoruz...


JULİO ALVES: Hep oyunun son dakikalarında girdi bir şey söylemek güç hayalet adam gibi...


EDU: Bu takımın golcüsü olmadığını söylemeye gerek yok. Bir dönem çok fazlada şans buldu değerlendiremedi... Son attığı gol ve en son maçında iyi oynadı daha toparlanmış bir görüntü verdi ama kiralık olduğu için satılık olarak alınacağını hiç sanmıyorum...


HUGO ALMEİDA: Bu takımın 1. forvetidir hala. Quaresma ve Simao'ya muhtaç onlar olmadığı zaman etkisiz kalıyor doğal olarak ve bu onun suçu değil, çünkü istediği toplar verilemiyor.. Ve çok duygusal biri iyi olmadığı zaman oyundan çabuk kopuyor


MUSTAFA PEKTEMEK: Beşiktaş ilk defa gelecek adına bu kadar iyi bir transfer yaptı Pektemek'i alarak. Ayağında topu çok ama çok iyi tutuyor ve gollerinide atıyor ağır bir sakatlıktan çıkmasına rağmen kendini toparlaması goller atıp formayı alması alkışlanır.Bu daha tam hazır olmayan hali diyorum daha tecrübeli ve hazır duruma gelince Beşiktaş'ı geçtim milli takımın bile forveti olur ki Avcı bunun sinyallerini vermişti daha önceden.