Gazetecilikte ilk ciddi icraatım diyebilirim bu röportaj için. Vatan Gazetesi futbol yazarı ve aynı zamanda Lig Tv de yorumculuk yapan Tayfur Bayındır ile güzel bir söyleyişi gerçekleştirdik. Sorularımı kalıcı gündem yaratmış konulardan sormaya özen gösterdim, işte detaylar...
Alex'in Fenerbahçe'den ayrılış sürecini nasıl
değerlendiriyorsunuz? Fenerbahçe bu süreçten nasıl etkilenmiştir?
Alex'in ayrılmasının ya da ayrılma biçiminin çok şık olmadığını hep
dile getiriyorum. Futbolcular, teknik adamlar, yöneticiler, başkanlar gelir
giderler ama kurumlar kalırlar. Zamanı gelince Alex’de bu takımdan ayrılacaktı
ama bu kadar iyi ve uzun süreli hizmetleri olan oyuncunun da
ayrılış ya da gönderiş biçiminin de bu şekilde olmaması gerektiğini
düşünüyorum. Daha Fenerbahçe’nin büyüklüğüne
yakışır bir şekilde olabilirdi diye düşünüyorum. Fenerbahçe'yi nasıl etkiler; oyun anlamında çok fazla etkilemedi aksine Alex’in
olmaması görülen o ki Fenerbahçe’yi biraz daha tempolu oynamaya sevk etti ama gidiş şekli ile ilgili çok geniş bir
burukluk hala herkesin içinde var.
Peki Aziz Yıldırım ilk muhalefetini sizce Alex
yüzünden mi gördü?
Hayır bence ilk muhalefetini Alex’den önce zaten görmüştü. Sessiz
çoğunluk denen bir çoğunluk var. Aziz Yıldırım gözaltındayken de hapisteyken de bu muhalefet zaten vardı. Çıktıktan sonra özellikle
kadın taraflara karşı mikrofonu alıp Aykut Kocaman yanında hareket etmesi bence birinci başlangıçtı.
Beşiktaş'ın yeni yönetim ve teknik heyet ile birlikte
feda süreci hakkında düşünceleriniz neler? Beşiktaş'ın yeni yapılanmasın da olumlu ve olumsuz şeyler sizce neler, ne
değişti Beşiktaş'ta?
Beşiktaş'ta heyecan değişti, açıkçası heyecan yükseldi. Yeni yönetim
güzel şeyler yapmaya çalışıyor ama kim ne derse desin onlar sorunlu bir dönem devraldılar. Hem Uefa ile sıkıntıları var, hem yurt
içinde ekonomik anlamda ciddi sorunlar var, hem de bunun ötesinde başta Quaresma olmak üzere bazı futbolcular
ile ilgili yol ayrımına geldiler. Doğru strateji ama uygulamada yanlışlıkları
var, bu nedenle Quaresma konusu onların başlarını ağrıtmaya devam edecek.
Ancak ben bu yönetim geldiği günden beri hep dile getiriyordum, Samet Aybaba
tercihi doğru bir tercihtir. O tercihin doğru olduğu bu günlerde daha net
ortaya çıkıyor, tempolu oynayan çok gol atan savunmasın da sorunları
olmasına rağmen heyecan yaratan bir takım var. Zaman galiba en çok Beşiktaş'ın
ihtiyacı olduğu şey.
Uefa'ya gitmemesi, haftada bir maç yapması,
Beşiktaş'ın işine geldi mi sizce?
Elimizde iyi bir Galatasaray örneği var. Bir sezon önce Avrupa’ya
gitmeyen Galatasaray tek kupaya hedeflenmişti, Türkiye kupasından da
erken ayrılmıştı zaten. Bence bu bir avantaj, şu an da görüyoruz ki
Fenerbahçe’de Galatasaray’da haftada dörder gün arayla maç oynamaktan zorlanıyorlar. Ne kadar Türkiye koşullarına göre üst düzey kadroları olsa
da yetmiyor, bunu hep birlikte görüyoruz.
Sizce Galatasaray takımında bir düşüş var mı? Yapılan
takviyelerden Terim istediği verimi alabildi mi?
Bir düşüş olduğunu düşünmüyorum açıkçası, çünkü Şampiyonlar Ligi’nde
oynuyorlar ikisini bir arada götürürken doğal olarak rotasyona gidiyorsunuz ve bu da farklı görüntüleri ortaya
çıkartıyor.
Tomas Ujfalusi’nin sakatlığı dengeyi bozdu mu?
Özellikle o çok bozdu tabi, tercihleri değişik yöne çekti. Bence
Ujfalusi’den önce sezon başında başlarken Arda’lı bir plan yapmışlardı. Birden bire ardanın gidiyor olması yerine alternatif bulmakta onları
zorlandırdı üstüne Ujfalusi’nin sakatlığı da geldi böylece bir takımın omurgasının en önemli diyebileceğimiz
üç dört tane bölgesinden ikisi gitti yerlerini doldurmakta çok zorlandı
Galatasaray.
Doğru oyuncularla doldurabildiler mi?
Eldeki alternatifler içinde olabilecek ekonomik anlamda en doğrularını
aldıklarını dile getiriyorlar. Fatih Terim'in bu konuda serzenişleri var, özellikle bazı kendi istediği oyuncuları alınmaması
konusundan. Unutmayalım ki kadro tamamlandıktan sonra hiç Fatih Terim’in ağzından rüya takım
tabirini görmedik aksine bu takım rüya takımı değil acele etmeyin yaklaşımları
da vardı. Bence Hamit Altıntop
dışındaki transferler bu takımda rüya tabirine gelebilecek transferler değil.
Biraz belki Burak'ı katabiliriz ama
rüya takım dediğiniz de en azından üç dört tane oyunu bir kaç yönde oynayabilen
oyuncu demektir o da ciddi bir ekonomik yük anlamına gelir.
Şike davası sürecinden sonra sizce Türkiye'de futbola
olan ilgi azaldı mı, ne gibi şeyler değişti o dava öncesi ve sonrasında?
İlgi çok fazla azalmadı, genelde herkesin bildiği ama belgeleyemediği
konuşamadığı konular bu sefer belgelendi ve konuşuluyor noktası hakim bir yandan da malumun ilanı diyebiliriz. Fenerbahçe ile birlikte 8
9 takımın da adı geçiyor biliyorsunuz. Bir o kadar yönetici, teknik adam,
futbolcu bunların hepsi var. Evet Türkiye'de biraz ilgiyi azaltmış olabilir,
seyir ilgisini azaltmış olabilir ama bu dönemlerde görüyoruz ki o ilgi tekrar toparlanmaya başladı. Sezon
bitiminde de bu ilgi yeniden eskisi kadar alevlenecektir ama bu dönem yani
şikenin olduğu 2011 yılı Türk futbol tarihinde bence kara bir lekedir,
unutulması da mümkün değildir
Ülke spor medyasında sizce neler değişmeli?
Baktığımız zaman sürekli saha dışı konular konuşuluyor, asıl konuşulması
gereken şey 2. plana atılıyor.
Sizin bir değiştirme gücünüz olsaydı ülke medyasında neyi istemezdiniz, neyi
daha çok ön plana çıkarmak isterdiniz?
Gerçek spor adamlarını, spor yazarlığı yapmalarını isterdim. Gece
futbolcu yatıp, gece hakem yatıp, sabah yorumcu kalkanlardan değil. Yıllarca bu mesleği yapan insanların işin başında olmalarını isterdim. Ne
yazık ki Türkiye'de bu tür konulara ağırlıklı olarak patronlar onay verdiği için ve işin içinde
çok ciddi anlamda reyting ve tiraj yarışı olduğu için tercihler bu şekilde
oluyor. Birde şunu söylemekte lazım, Türk futbolunda televizyonlarda ve
gazetelerde yorum yapan herkesi spor yazarı olarak addetmek doğru değil.
Onlar zaten bence spor yazarı değil, futbol yorumcuları. Bir de öyle
adlandırmak lazım. Türk
futbolunun ne kadar değişmeye ihtiyacı varsa, Türk spor medyasında da o ölçüde
değişmeye ihtiyaç var.
Abdullah Avcı ile yeni bir anlayışa geçti milli takım,
sizce milli takımın stratejisi nasıl?
Mesela Abdullah Avcı'dan önce Sercan
Sararer, Kerim Frei gibi futbolcuları kimse duymuyordu şimdi Abdullah Avcı
gençlere daha çok şans veren bir hoca olduğu için duyulmaya başladı. Yeni anlayış sizce nasıl
ve bu anlayış uzun süre devam eder mi?
Bizim milli takımımızdaki en önemli konu sonuçtur. İyi sonuç aldığınız
sürece teknik adamın adı ne olursa olsun Abdullah Avcı, Fatih Terim, Mustafa
Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Metin Türel hiç fark etmez iyi sonuç aldığınız
sürece milli takımda işlerin iyi gittiğini düşünür söyler hatta yazarız
da. Ama işler kötü gidince daha farklı değerlendiririz. Ne yazık ki günlük başarılar üzerine kurulu Türk futbol takımının tarihi. Abdullah
Avcı döneminde biraz daha gençleşme var ama sonuçlar o kadar kötü ki, elde edilen sonuçlar o kadar
kamuoyunu üzücü noktadaki, bu durum Abdullah Avcı'nın hamlelerinin önüne
geçiyor. Abdullah Avcı'nın hamlesi hayata geçtiği andan itibaren ‘’ne
sonuç aldın ki ?’’ sorusuyla karşı karşıya kaldığı için yeterli eğiliminde
bulunamıyor.
.jpg)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder